Karabatak Dergi 71.Sayı Kasım-Aralık 2023
Karabatak Dergi 71.Sayı Kasım-Aralık 2023
“Sizden biri…” Toplum ve birey. Toplum oluşturabilen bireyler. Toplumun bir parçası olan birey. “Siz” denilerek hitap edilen bir topluluk ve o bütünün her “bir” parçası. “Bir kötülük gördüğünde…” Görmek ve kötülük. Görmek ve gördüğünü ayırt edebilme yetisi. Görmekle başlıyor her şey. Eylem ancak göz penceresinden içeri girebiliyor. Kelimeler önce göz kazanında pişiyor. Resimlerin ilk eskizleri göz tuvalinde şekilleniyor. “Görenle görmeyen bir olur mu?” “Eliyle düzeltsin!” El, yabancı değil. Eylemin bayrağı. İşin makasçısı. Kudretin köprüsü. Söz dinletebilen bir else yukarı kalkması yetiyor kötülüğü durdurabilmek için. Söz dinlenmediğinde parmaklar bir araya gelerek, omuz omza eğilerek avuca, eli yumruğa çeviriyor. Yumruk kötülük karşısında ne güzel bir el! Ya eli tutmuyorsa. Yaşlılıktan, sakatlıktan veya kölelikten olabilir bu. Ya da gücünün farkında olmamaktan. Elini hareket ettirecek gücünün olmadığını düşünmekten belki de. Korkaklığın ve tembelliğin bir illüzyonu olabilir bu.
“Buna gücü yetmezse,” Gücün çeşitleri var. Bir şeye gücün yetmiyorsa arkanı dönüp gidemezsin! Hey sen! En üstteki şerefeye çıkamıyorsan bir alttaki şerefeden okuyabilirsin ezanı. Ümitsizliğe hakkın yok. “Diliyle düzeltsin!” Sözün gücü küçümsenebilecek bir güç değil. Söz hutbe. Söz, diplomasi. Söz tehdit. Söz vaat. Ve söz şiir, edebiyat. Eğer görmüşse şair, gösterir de. Şairler Suresi’ndeki başıboş şairlerden değil, Şairler Suresi’ndeki zulme karşı direnip öçlerini alan şairlerden olur. “Buna da gücü yetmezse,” Diline bile söz geçiremeyebilir insan. Diliyle bile söz geçiremeyebilir. Diliyle bağlı ayakları çözeceğine, diliyle kendi ayaklarını bağlar. Hadi “Dilsiz Şeytan” olmadı, “Hakkın Dili” de olamadı o. Şimdi ne yapacak elinden sonra dilinin hapishanesine düştü. Müebbet susacak mı?
“O zaman kalbiyle buğzeder.” Dua sadağından çıkarıp oklarını bir bir yollar besmeleyle kötülüğe karşı. Kinini kalp toprağına eker ve her gün sular onu buğzuyla. Kalp sığınağına inmek oradan bir daha çıkmamak anlamına gelmez. Binanın en alt katında olsa da, dil ve el katlarına çıkamasa da bir süre. Kalbiyle buğzedebilirse gerçekten. Kalbi onu yükseltecektir. “İşte bu imanın en zayıf halidir.” Fakat zayıflar güçlenebilir. Zayıf düşebilir güçlüler. En alt kat olsa da kalp binanın temelidir. Nasıl kalpte büyüyen sevgi aşığı götürürse sevgiliye. Kalpte büyüyen buğuz da mümini düşmanıyla hesaplaşmaya götürür.
Karabatak, 71. Sayısı için “Cumhuriyetin Yüzüncü Yılında Türk Sanat ve Düşüncesi” dosyasıyla çıkmaya hazırlanırken Filistin yüzyılın en vahşi katliamına maruz kaldı. İsrail’in başta çocuklar olmak üzere uluslararası hukuku hatta insanlığı hiçe sayarak gerçekleştirdiği bu soykırım karşısındaki isyanımızı “Edebiyatın Filistin Cephesi”adlı ikinci bir dosya hazırlayarak gösteriyoruz. Onlarca şair ve yazar bu cephede yer aldı. Okları keskin eylemleri tesirli olsun.
“Cumhuriyetin Yüzüncü Yılında Türk Düşünce ve Sanatı” dosyamız ilim ve sanat dünyamızın ehil kalemlerinin birikimiyle arşivlik bir değeri haiz oldu. Geçmişi değerlendirmenin gelecekte atılacak adımlara yön vereceği bilinciyle kültürel mirasın muhafazası için verilen bu emeklere saygı duyuyor, kıymetli hocalarımıza teşekkür ediyoruz. Bu bağlamda F. Beylü Dikeçligil hocamızla Ahmet Nedim Serinsu ve İhsan Çapçıoğlu hocalarımızın yaptığı uzun soluklu röportaja dikkat çekmek isteriz. “İnsan yoksa hiçbir şey yoktur,” diyor Beylü hocamız.
Projektör sayfasının konuğu ise öykücü Zeynep Emirdağ. Çalışma metodunu “Binlerce resim içerisinden, çarpıcı, klişeden uzak, samimi, inandırıcı, sade ve duyulara hitap edeni bulmaya çalışıyorum,” diyerek özetliyor Emirdağ. Sedat Gever, Ayşe Ural, Ertan Ayhan Sertöz ve Sabahattin Kayış’ın kalbe dokunan çizgilerini de unutmuyoruz Karabatak’tan söz ederken. Bin emekle bir kere daha karşınızdayız.