Muhit

EDEBİYAT VE FİKİR DERGİSİ MUHİT ÂKİF EMRE ÖZEL SAYISIYLA OKURLARIYLA BULUŞUYOR.
Şair ve yazar İbrahim Tenekeci yönetiminde, ocak ayında yayın hayatına başlayan edebiyat ve fikir dergisi Muhit, ülkece geçtiğimiz bu zor günlerde yürüyüşüne devam ediyor. Her kuşaktan birçok yazar ve şairin eserleriyle katkı sunduğu derginin Mayıs sayısı evde kalan okuyucuyu memnun edecek zengin bir içerik sunmayı başarıyor.
Dergi, Erol Yılmaz’ın “Koronavirüs Günlerinde Bilginin Hayatî Değeri” ve Kemal Sayar’ın “Neyi Değiştiriyor Üzüntümüz?” başlıklı yazısıyla merhaba diyor: “Virüsün hırpaladığı bu günler, dayanışma günleridir. Ortak insanlığımızı idrak ve ihya etmemiz ve dahi cümle varlığa merhamet göstermemiz gerekiyor.” Bu iki kıymetli yazıyı usta çizer Hasan Aycın’ın çizgisi ve Ömer Lekesiz’in kısa ancak derinlikli yazısı takip ediyor.
Âkif Emre Dosyası
Geçen ay “Vefa Özel Sayısı”yla okuyucu karşısına çıkan Muhit, bu ay Mayıs 2017’de aramızdan ayrılan Âkif Emre’yi sayfalarına taşıyarak vefa bahsine devam ediyor. Dosya, Ömer Lekesiz’in “Âkif Emre: Mühürlenmiş Zamanda Zamansız Bir Yolcu” başlıklı yazısıyla açılıyor: “Gazetecilik mesleğinde Âkif Emre’yi diğer meslektaşlarından ayıran en önemli husus, onun münevver bir müminin sorumluluğuna sahip olmasıdır.” Alev Erkilet, Âkif Emre’nin yazılarından hareketle göçmen meselesine bakışına değiniyor: “Âkif Emre’ye göre muhacir ve muhaceret gelinen yerin bir İslam yurdu olmasıyla alakalıdır.” Mustafa Kirenci, “Âkif Emre, derinliğini ve içindeki ateşin hararetini daima koruyarak söylemesi gerekenleri söyledi” diyor. Cemal Şakar, Âkif Emre’nin şahsiyetinden hareketle şu önemli tespitte bulunuyor: “İnsanın kendi yolunu açması, sorularının peşinde koşması anlamına gelir.” Dursun Çiçek, Âkif Emre ile başlayan ve devam eden yolculuğunu anlatıyor: “Yol, yoldaş ve yolculuk, asli olanı, hakikati unutmamak içindir.” Köksal Alver “Yürürken”, Hüseyin Su “Âkif Emre’de İslamcılık Düşüncesi” başlıklı yazılarıyla Âkif Emre dosyasına katkı sunan isimler. Saadettin Acar’ın 2003 yılında Âkif Emre ile gerçekleştirdiği ve ilk kez Muhit’te yayınlanan bir de söyleşi yer alıyor.
Şiir, Öykü, Deneme
Muhit, günümüz Türk şiirinin her yaştan pek çok şairine beşinci sayısında da ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bu sayının şiir sayfaları Hüseyin Atlansoy’un “Noksan Abdal” isimli şiiriyle açılıyor. Atlansoy’u “Gürz” isimli şiiriyle Said Yavuz, “İbrahim Çağrısı” şiiriyle Turan Koç, “Abi Gazeli” isimli şiiriyle Ahmet Murat takip ediyor. Süleyman UnutmazEray SarıçamMurat GüzelMehmet NarlıMustafa Ruhi ŞirinArif AyEmel ÖzkanMustafa AkarEyyüp Akyüzİbrahim TenekeciEmre DemirTayfun DoğanYunus KaradağMehmet Fatih ÖzTuba Kaplan ve Bahadır Sancak Mayıs sayısına şiirleriyle katkı veren şairler. Harun Yakarer ise “Serçelerin Uykusu” şiiriyle derginin arka kapağını süsleyen isim oluyor: “Alnıma vuran serinliğin sessiz sahibi / İçimde nefesin, adım ölecekler arasında.”
Derginin öykü sayfaları da oldukça zengin. Bu sayıda, Gökhan Özcan’ın “Muhayyel Doğan’ın Mütemadiyen Ölümü”, Hasanali Yıldırım’ın “Palyaço”, Kâmil Yeşil’in “Sekerat”, Selma Aksoy Türköz’ün “Gökkuşağı”, Suavi Kemal Yazgıç’ın “Seyirci” ve Selime Kahraman’ın “Karın Büyüsü” isimli öyküleri bulunuyor.
Mustafa Özel “Bir Müslüman Şehir Olarak İzmir” yazısında, “Bugün İzmir’in ilçeleri olan Bergama, Ödemiş ve Tire, Osmanlı döneminde önemli ilim merkezleri idi” diyor. Hüsrev Hatemi, “Süleyman Paşazâde Sami Bey”i anlatıyor. Enes Talha Tüfekçi, “Sanal Özgürlük İle Gönüllü Kölelik Arasında” kaldığımız bu günlerde gerçek özgürlüğün tanımını veriyor: “Asıl özgürlük, evrende her şeyi gözeten ve bilenin tek olan Allah olduğuna iman etmek ve onun ağlarına sımsıkı sarılmaktır.” Mahmut Coşkun “Sanat, Slogan ve Kimlik” başlıklı yazısında önemli tespitlerde bulunuyor: “Sanatı slogandan ayıran sözü güzel söylemek değildir, yapabileceklerini söylemektir.” Leylâ İpekçi “İçimizdeki Sırat”, Ahmet Edip Başaran “Her Sabah Bir Başka Yüzle”, Mehmet Aycı “Kedinin Tanpınar Bakışı” ve Sadık Koç “Münacat” başlıklı yazılarıyla Muhit’in Mayıs sayısına omuz veren isimler oluyor.

EDEBİYAT VE FİKİR DERGİSİ MUHİT VEFA ÖZEL SAYISIYLA OKURLARIYLA BULUŞUYOR.
Şair ve yazar İbrahim Tenekeci yönetiminde yayın hayatına başlayan Muhit, millet ve memleket olarak geçtiğimiz bu zor günlerde, dördüncü sayısıyla yürüyüşüne devam ediyor. Türk Edebiyatının her kuşaktan pek çok önemli isminin eserleriyle katkı sunduğu dergi, evde kalanlara zengin ve doyurucu bir içerik sunuyor.
Muhit’in Nisan sayısı Mehmet Narlı’nın “Yerliliğin İnşası” başlığını taşıyan yazısıyla selamlıyor okuyucuyu. Mehmet Narlı’yı “Şi’r-i Kadîm Bir Meş’ale midir?” yazısıyla M. Fatih Andı, “Kafa Tası Hikâyeleri”yle Beşir Ayvazoğlu izliyor. Usta çizer Hasan Aycın çizgisiyle, Ömer Lekesiz kısa ancak içli yazsıyla Muhit’e değer katıyor: “Sen en gerisine doğru yürürsün hatıralarının.”
Vefa Dosyası
Asım Gültekin “Vefa Kelimesinin İzinde” başlıklı yazısıyla ‘vefa’nın etimolojisini gözler önüne seriyor. Necip Tosun; Mehmet Akif, Nurettin Topçu ve Sezai Karakoç’un maruz kaldığı vefasızlığa değiniyor. Sibel Eraslan, “Vefa, yani bağlılık, mü’minliğin de ana vasfıdır. O, sözünde durmaktır” diyor. Erol Göka, ‘vefa’nın konumuna işaret ediyor: “Vefa, Dostun Sinesindeki Yuvamız.” Hüsrev Hatemi, vefa ve vefasızlığın izini sürüyor şiirimizde. Leylâ İpekçi, ‘vefa’nın güzel bir tanımını veriyor: “Bir dosta, bir ülküye, değere, bir memlekete, vatana, sevdiklerine vefa göstermek kişinin kendiliğinden, hesapsızca yaptığı bir eylemdir.” Mehmet Dinç, “Vefa Hatırdır” diyor. Ali Emre, “Kendi varlığını başkalarının yokluğu üzerine kurmaz” diyerek vefalı insanın portresini çiziyor.  Mehmet Aycı, “Vefakârlık her türlü kırımdan, kıyımdan, yoksulluktan, yoksunluktan, bin türlü dünya tuzağından çıkarak bugünlere gelen milletimizin en büyük hasletlerinden biridir” sözleriyle kadim hasletlerimizden en önemlisinin vefa olduğunu belirtiyor. Osman Toprak “Erdemli ve fazilet sahibi bir kişi olabilmek vefalı olmaktan geçer”, Zeki Bulduk “İnsanım ve vefanın ancak yüreğinin sesini duyan insanların harcı olduğunu öğrendim” diyor. İbrahim Tenekeci ise “Vefa’nın Hikâyesi”ni anlatıyor: “Vefa, evvela sözüne sadık olmaktır.”
Şiir, Daima
Yaşayan tüm kuşaklardan şairlere yer veren derginin şiir sayfaları, Ahmet Edip Başaran’ın “Oda Sıcaklığı” isimli şiiriyle açılıyor. Arif Ay’ın “Mâhûr Şarkılar / 4”, Ahmet Kot’un “Aşkın Dört Hali”, Cahit Koytak’ın “Arka Sokakları, Şehrin”, Mustafa Muharrem’in “Pay”, Mustafa Ruhi Şirin’in “İlk Ninni”, Zeynep Kot Tan’ın “Çıplak Dağda Bir Gece”, Murat Güzel’in “Keder”, Levent Dalar’ın “Kırmızı Pabuçları” ve Eren Safi’nin “Çıkış” isimli şiiriyle devam ediyor. Ali Sali, Adem Yazıcı, Eyyüp Akyüz, Metin Erol, Nurettin Durman, Cengizhan Konuş, Ayşe Çelikkaya, Ervanur Erdoğan, Ömer Faruk Topçu ve Zülal Sema bu sayıya şiirleriyle katkı veren diğer isimler. Aynur Dilber ise “Üzgün Bir Kurşun” şiiriyle Muhit’in arka kapağını süsleyen isim oluyor: “Dikenin yurdu gül değilse neresi”
Dördüncü sayının öykü sayfaları da oldukça zengin. Güray Süngü “Virüs”, Kâmil Yeşil “Mezar Kazıcılarım”, Ayşegül Genç “Öncü Göç”, Abdullah Harmancı “Annen Gidiyor”, Mustafa Nezihi Pesen “Bahar İlahisi” ve Hüseyin Ahmet Çelik “Yok, Ses Yok” isimli öyküsüyle Muhit’e katkı sunan hikâyeciler.
Ercan Yıldırım “Avrupa Merkezciliğin Kuruluşunda Oryantalist Tezleri, İslam ve Osmanlı’nın Değersizleştirilmesi”, Kemal Sayar “Hayat Zor”, Leylâ İpekçi “Yabancı ‘Okullar’da ‘Yerli’ Okuyanlar”, Hatice Ebrar Akbulut “Münhasıran Yürümek”, Dursun Çiçek “Tabiatın Doğasını Bozduk”, Abdullah Kasay “Tek Başına Hayatta Kalmanın Cazibesi”, Erol Yılmaz “Milletin Evinde Millet Kütüphanesi”, Selim Cerrah “İstikamet Şuuru”, Tuba Kaplan “Roman, Eleştiri ve Hakikat Üzerine” ve Suavi Kemal Yazgıç “Bir Şiir Öznesi: Hüseyin Atlansoy” başlıklı yazılarıyla Muhit’in Nisan sayısına omuz veren diğer isimler oluyor.

EDEBİYAT VE FİKİR DERGİSİ MUHİT MART SAYISIYLA OKURLARIYLA BULUŞUYOR
Şair ve yazar İbrahim Tenekeci yönetiminde yayın hayatına başlayan edebiyat ve fikir dergisi Muhit, üçüncü sayısıyla yürüyüşüne devam ediyor. Her yaştan pek çok yazar ve şairi sayfalarında buluşturan dergi, Mart sayısıyla da okuyucuya doyurucu ve zengin bir içerik sunuyor.
Birçok yeni ismin de eserleriyle katkı verdiği derginin Mart sayısı, A. Ali Ural’ın “Teşbih İhtiyacı” başlığını taşıyan yazısıyla selamlıyor okuyucuyu. Ural’ı İbrahim Paşalı’nın Nuri Pakdil üzerine kaleme aldığı “Elhamdülillah Nuri Pakdil Bu Dünyadan Göçtü” başlıklı yazısı izliyor. Usta çizer Hasan Aycın’ın çizgisini Ömer Lekesiz’in kısa ancak derinlikli yazısı takip ediyor.
Şiir, Daima
Yaşayan tüm kuşaklardan şairlere yer veren derginin şiir sayfaları, Ahmet Murat’ın “Frankfurt Hayvanat Bahçesinde Sabah Oluyor ve Bir Kuş” isimli şiiriyle açılıyor. Ahmet Kot’un “Eski Köleden Yeni Danslar”, Levent Dalar’ın “Örümceğin Şarkısı”, Mustafa Akar’ın “Bir Çocuk Gerekli”, Mehmet Narlı’nın “Bedel”, Arif Ay’ın “Mâhûr Şarkılar / 3”, Cahit Koytak’ın “Filistinli Gangster”, Mustafa Ruhi Şirin’in “Alfabeden Önce”, Mustafa Muharrem’in “Avaz”, Zeynep Kot Tan’ın “Zamanın Durduruluşu” şiirleriyle devam ediyor. Liyâ ZeryaÖmer Fatih AndıNurullah GençMuhammed Ali CaymazHacer AkbulutEnes Talha TüfekçiSeyyid EnsarMehmet BurakDilara Ayşe AkdenizBüşra YavuzMehmet Ali YafezSuavi Kemal Yazgıç ve İbrahim Tenekeci bu sayıya şiirleriyle katkı veren diğer şairler. Nurullah Koltaş’ın Robert Bly’dan tercüme ettiği “Kaleden Şeker Aşırmak” isimli şiir çevirisi mevcut bir de. Bahadır Sancak ise “Zaman Aşımına Uğrayan Rüya” isimli şiiriyle derginin arka kapağını süsleyen isim oluyor.
Üçüncü sayının öykü sayfaları da oldukça zengin. Bu sayıda, Handan Acar Yıldız’ın “Çıkmaz Sokakta Yaya Geçidi”, Abdullah Harmancı’nın “Doğrulan”, Doğukan İşler’in “Gör”, Emine Batar’ın “Büyük ‘Ben’in Yalnızlığı” ve Mustafa Nezihi Pesen’in “Cennete Kadar Yürümeliydik” isimli öyküleri bulunuyor.
Ömer Lekesiz İle Kudüs Üzerine Söyleşi
Amerika Birleşik Devletleri’nin haksız ve ahlaksız planıyla tekrar İslam âleminin gündemine gelen Kudüs’ü, Hüseyin Ahmet ÇelikÖmer Lekesiz ile konuşuyor. Önemli tespitlerde bulunuyor Lekesiz: “Kudüs’ü hak etmeyenlere, değerini geçmişte bilmedikleri gibi şimdi de bilmeleri mümkün olmayanlara terk etme zorunluluğu, elbette büyük bir acıdır ancak onun tekrar fethiyle giderilebilecek olan bu acı, Müslüman umuda sıkı sıkıya bağlı olan bir acıdır.” Söyleşinin hemen ardından İbrahim Tenekeci “Saka Kuşunun Gittiği Yerler” isimli yazısında “İstanbul’da gördüğümüz saka kuşlarının tamamına yakınının istikameti Filistin coğrafyası. Muhtemelen Kudüs’ü de görüyorlardır” diyerek meseleye farklı bir noktadan yaklaşıyor.
Beşir Ayvazoğlu, “Nevâî’nin Bir Beyti ve Hatırlattıkları” başlıklı emek mahsulü yazısıyla Mart sayısına değer katan kıymetli isimlerden. Prof. Dr. M. Fatih Andı edebiyat okumalarına devam ediyor: “Edebiyat geleneğimiz, kendisini yapan inanç sisteminin ürettiği değerlerle vücut bulmuş, bu sistemin içinden seslenen metinlerle var olmuş bir yekûndur.” Ahmed Fatih Andı “Tarihçinin İki Zor Meselesi”ni irdeliyor. Hüsrev Hatemi “Edebiyatçıların Anıları”nı yazıyor. Erol Göka, “Kalbi Anlamadan İnsan Anlaşılabilir mi?” sorusuyla dikkatimizi tekrar kalbe çekiyor. Dursun Çiçek, “Fotoğrafın Dili ve Sanat” üzerine önemli tespitlerde bulunuyor. Leyla İpekçi, “İstismar ve sömürüden, nefret ve kibirden, öfke ve talandan azade halis niyet gerekiyor hepimize” diyor. Kemal Sayar, “İyiliğin Kanatları”na işaret ediyor: “İyiliğin kanatlarına tutunmaya her zamankinden çok ihtiyacımız var. İyiliğin izini sürmek, onu içimizde ve dışımızda bulmak, çoğaltmak ödevindeyiz.” Mahmut Coşkun, “Sanat, insanın yeryüzünde her zaman kendisini gurbette hissetmesidir” diyor “Sanat, Başkaldırı ve Âdem” başlıklı yazısında. Ekrem Aytar, “Vefatının Yüzücü Yılında Ömer Seyfettin”i anıyor: “Balkan Savaşı’nın başlaması nedeniyle Ömer Seyfettin’in sivil hayatı bir yıl sürmüştür. Yeniden orduya çağrılır. Sırplara ve Yunanlılara karşı Kumonova ve Yanya cephelerinde savaşır. Yanya kalesinin beş ay süren savunmasında, Karlıtepe’de esir düşerek bir yıl kadar Yunanistan’da Nafliyon kasabasında esaret altında kalır.” Zeki Bulduk, ‘Afganistan Mektupları’na devam ediyor: “Kahhar Asi’nin Annesi”
Abdullah Kasay “Sinema ve Hikâyesizlik: Anlamdan Kaçış”, Harun Yakarer İnsan-ı Kâmil’den Şizofrene Divan Şiirinde Âşık”, Kâmil Yeşil “Namaz İnsanı Kılar”, Mehmet Aycı “Aliya İzzetbegoviç’e Dair Anlatılan Ancak Yazıya Geçmemiş Birkaç Menkıbe”, Arif Ay “Adem Turan’ın Bin Türlü Yama’sı”, Yunus Emre Tozal “Kalbin Sesi İmanın Göstergesidir” ve Ömer Yalçınova “Mustafa Köçenoğlu Şiirinde Yeni Bir Çevrim” başlıklı yazılarıyla Muhit’in Mart sayısına omuz veren diğer isimler oluyor.

EDEBİYAT FİKİR DERGİSİ MUHİT İKİNCİ SAYISIYLA OKURLARIYLA BULUŞUYOR
Şair ve yazar İbrahim Tenekeci yönetiminde, ocak ayında yayın hayatına başlayan, ilk sayısıyla edebiyatın birleştirici, toparlayıcı yönünü ön plana çıkaran edebiyat ve fikir dergisi Muhit, okuyucuda yoğun bir ilgi ve heyecan uyandırdı. Aynı ay içerisinde ikinci baskısını yapan dergi, Şubat sayısıyla da doyurucu ve zengin içeriğiyle bu çizgisini sürdürüyor.
Yine her kuşaktan kıymetli birçok ismin katkıda bulunduğu dergi, Arif Ay’ın kültür ve sanatın önemine değindiği “Edebiyatımızın Yörüngesi” başlığını taşıyan yazısıyla açılıyor. Arif Ay’ı, Muhit ve muhit kavramı üzerine kaleme aldığı yazısıyla Necdet Subaşı izliyor:  “Dâhil olduğumuz muhitle özdeşleşmek kimliğimizin, kişiliğimizin billurlaşmasında en az ailemiz kadar, okul ve müfredat kadar etkili olur” cümlesiyle bulunduğumuz ‘Muhit’in üzerimizdeki etkisine dikkat çekiyor Subaşı. Necdet Subaşı’yı usta çizer Hasan Aycın’ın çizgisi, Ömer Lekesiz’in Ronda / Endülüs üzerine kaleme aldığı kısa ancak acı dolu yazısı takip ediyor.
Şiir, Daima
Muhit, günümüz Türk şiirinin her yaştan pek çok şairine ikinci sayısında da ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bu sayının şiir sayfaları Mustafa Akar’ın “Haklıyız ve Çok Yanıldık” isimli şiiriyle açılıyor: “Yorgun yalnızlıklar kalmıştır / Sana arkadaşlardan.” Akar’ı “Kalbindeki Güvercin” isimli şiiriyle Ali Emre, “Burjuvalar” isimli şiiriyle Cahit Koytak, “Dön Geri Bak” şiiriyle Mehmet Narlı takip ediyor. Mustafa MuharremMustafa Ruhi ŞirinNurettin DurmanAtakan YavuzSadık KoçBeyzanur TurcihanArif AyYunus KaradağSoner KarakuşTuba KaplanGüven AdıgüzelZülal SemaÖmer YalçınovaÖmer Fatih Andı ve Kadriye Dumangöz Şubat sayısına şiirleriyle katkı veren diğer isimler. Nurullah Koltaş’ın Robert Bly’dan tercüme ettiği “Kadim Şairlerin Söyleyemediği” isimli şiir çevirisi mevcut bir de. Ahmet Edip Başaran ise “Damarda Bir Şah” şiiriyle derginin arka kapağını süsleyen şair oluyor: “Sevmek değil miydi elbet tek haklı üzüntüm.”
İkinci sayının öykü sayfaları da oldukça zengin. Bu sayıda, Ayşegül Genç’in “Arif’in Göğsündeki Karıncalar”, Ahmet Kekeç’in “Ramazan”, Selma Aksoy Türköz’ün “Sesler”, Mustafa Nezihi Pesen’in “Cennete Kadar Yürümeliydik” ve Sibel Eraslan’ın Ressam Hoca Ali Rıza’nın “İftar Sofrası” tablosundan yola çıkarak kaleme aldığı “Gel Keyfim Gel” isimli öyküleri bulunuyor.
Hasan Aycın ile Söyleşi
Hüseyin Ahmet Çelik soruyor, usta çizer Hasan Aycın cevaplıyor: “Geçmişimizden, bize ait olandan, bizi biz yapan ne varsa hepsinden nasiplendim.”
Hasan Aycın söyleşisinin ardından Cemal Şakar ve İbrahim Tenekeci’nin Hasan Aycı’nın şahsiyeti ve çizgileri üzerine kaleme aldıkları iki yazı geliyor. Cemal Şakar: “Konuştuğunda aklıyla değil de kalbiyle konuştuğunu; sizi dinlerken de kalbini sonuna kadar açtığını bir şekilde hissedersiniz.” İbrahim Tenekeci: “Bazı insanlar vardır. İçimizden onları çıkardığımız vakit geriye pek bir şey kalmaz. Hasan Aycın işte bu insanlardan biridir.”
Ercan Yıldırım “Çok Kutuplu Dünya Sisteminde Türkiye’nin Yeri ve Anlamı” başlıklı yazısında Türkiye’nin merkezi konumuna işaret ediyor. Erol Göka “Kalbimiz” başlıklı yazısında kalbin tarihi serüvenini gözler önüne seriyor. Kemal Sayar, “Mutsuz olmak için insanın bir nedene ihtiyacı yokmuş gibi görünüyor, daha ziyade mutlu olmak için nedenlere ihtiyacımız var sanki” cümlesiyle mutsuz modern insanı anlatıyor. Mehmet Dinç “İnsaniyet” başlıklı denemesinde neyi kaybettiğimizi hatırlatıyor. Leylâ İpekçi “Türklerin Sırrı”nı, Cengizhan Konuş “Türk Şiiri ve Şiirin Türkiye’si”ni yazıyor. Dursun Çiçek “Yalnızlığın Fotoğrafını Çekmek” isimli ilgi çekici denemesinde “Tek başına kalmamak için yalnızlığa tutunuyoruz” diyor. İbrahim Tenekeci “Sır vermek var mıydı?” başlıklı denemesiyle Dursun Çiçek’in “Yalnızlığın Fotoğrafını Çekmek” yazısını işaret ediyor.
Abdullah Harmancı “Baltan Taşa Değecek”, Kâmil Yeşil “Yazar Kimdir?”, Said Yavuz “Mürekkepten Mürekkep”, Necip Tosun “Hâle Sert’ten Bir İlk Kitap Başarısı: Çocukça Bir Direniş”, Metin Erol “Türkiye’nin Tarihi Kaderini Yüklenen Tüm Şairlere”, Suavi Kemal Yazgıç “İngiliz Anahtarı ile Çakılan Çivi”, Hüseyin Ahmet Çelik “Az Kalan Gölge”, Zeki Bulduk “Afganistan mektupları”, Bedir Acar “Türkler Geliyor: Adaletin Kılıcı”  başlıklı yazılarıyla Muhit’in ikinci sayısına omuz veren isimler oluyor.o

KÜLTÜR EDEBİYAT DERGİSİ MUHİT OCAKTA MERHABA DİYOR
Şair ve yazar İbrahim Tenekeci yönetiminde yayın hayatına başlayan kültür ve edebiyat dergisi Muhit, ocak ayında okuruna merhaba diyor. Edebiyatın görevi biraz da toparlayıcı, birleştirici olmasıdır. Dergi kelimesinin anlamı da derlenmeyi, toparlanmayı çağrıştırır aynı zamanda. Türk edebiyatının her kuşağından birçok önemli ismin eserleriyle katkıda bulunduğu dergi de, Leylâ İpekçi’nin “Muhit; Bizi Buluşturan Dillerin Evi” başlıklı yazısıyla açılıyor: “Yollar farklı, suretler değişken olsa da yolculuk bir” cümlesiyle “birlikte yürümenin” önemini vurguluyor İpekçi. Usta çizer Hasan Aycın, muhteva farkının aynı “muhitte” toplanmaya engel olmadığını ustalıkla ifade ediyor çizgisinde. Ömer Lekesiz, “mağaralar” üzerine kaleme aldığı kısa ancak derinlikli yazısında, “İster ulu bir dağda olsun, ister derin bir vadide, her mağara bakışlarınızdan aklınıza tahakküm eden bir gözdür; karanlığından hayata dair bir sırrı fısıldar, bilinmezliğinden okunmayı arzulatan bir kitap sunar” diyor.
Şiir, daima
Daha ilk sayısında, hemen hemen her yaştan pek çok şairi ağırlayan MuhitTürk şiirinin edebiyatımızdaki müstesna konumuna işaret etmekten geri durmuyor.
Cahit Koytak’ın “Metrodaki Dilenci” isimli eseriyle açılıyor şiir sayfaları. Arif Ay’ın “Mâhûr Şarkılar/1”, Hüseyin Atlansoy’un “Hain Kapısı”, Nurullah Genç’in “Caiz Yalanlar” isimli şiiriyle devam ediyor. Mustafa Muharrem, Mustafa Ruhi Şirin, Fatma Şengül Süzer, Murat Güzel, H. Salih Zengin, Said Yavuz, Güven Adıgüzel, Mehmet Aycı, Mustafa Akar, Ömer Fatih Andı, Cengizhan Konuş, Yunus Emre Güneş, Tuba Kaplan, Zülal Sema, Ervanur Erdoğan, Ayşegül Baytut ve Tayfun Doğan bu sayıya eser veren diğer şairler. Ahmet Murat ise “Sabah Ayini” şiiriyle derginin arka kapağını süsleyen isim oluyor: “Zeytinde dinlenen çekirdeği izliyorum.”
Öyküde de birbirinden değerli isimlerle doyurucu ve zengin bir içerik sunuyor MuhitNecip Tosun’un “Ada Türküsü”, Sibel Eraslan’ın “İzmir Caddesi’nde Bir Ölüm Vak’ası”, Kâmil Yeşil’in “Mezardan Sesler”, Abdullah Harmancı’nın “Nisan Rüzgârı” ve Güray Süngü’nün “Dip” isimli hikâyesi, derginin ilk sayısındaki öyküler.
Ahmet Kekeç ile söyleşi
Saadettin Acar soruyor, son romanı Mayıs 2019’da, Turkuvaz Kitap tarafından yayımlanan Ahmet Kekeç cevaplıyor: “İnsandan etkileniyorum, çünkü insanı yazıyorum.”
İbrahim Tenekeci de “Ahmet Kekeç için: Beraber yürümenin sevinciyle” başlığını taşıyan yazısında, vefa müessesesinin önemini vurguluyor.
Erol Göka, “İnsana en yüksek mutluluğu sağlayacak olan gerçek hedef, sürekli ahlâk dairesi içinde kalmaya çalışmaktır” diyerek önemli bir noktayı işaret ediyor. Hüsrev Hatemi, Yahya Kemal şiiriyle nasıl tanıştığını ve sonrasında nasıl etkilendiğini bir anısından yola çıkarak anlatıyor. M. Fatih Andı, Türk şiirinin gelenekle bağının “ince bir ayarla” nasıl kesildiğine değiniyor. Mehmet Narlı, “Şairin derdi nedir” sorusuna cevap arıyor. Ahmet Edip Başaran, “Mevzuyu kaybetmek mevziyi de kaybetmek demektir” diyor “Tekniğin Sanatla İmtihanı” başlıklı yazısında. Ali Emre, hayatla bağını koparan şairi halkın minderine davet ediyor. Kemal Sayar, “Komşuluk ahlakını diriltmeliyiz. Büyük yalnızlığımızı iyileştirmeye hemen bir kapı öteden başlayabiliriz” sözleriyle tedaviye nereden başlamamız gerektiğini gösteriyor. Ercan Yıldırım “Türkiye Merkezli Düşünmeye Başlangıç”, Erol Yılmaz, “Kültürsüz ve Kütüphanesiz Olmaz”, Dursun Çiçek “Cezanne Erciyes’i Görebilir miydi?”, Harun Yakarer “Kendini Kaybetmek”, Suavi Kemal Yazgıç “Şiirler Çağla’dan Tamgalar’a Sesin Cevelanı”, Zeki Bulduk “Afganistan Mektupları”  başlıklı yazılarıyla Muhite omuz veren isimler oluyor.